HPV, yani Human Papillomavirus, dünya genelinde en yaygın cinsel yolla bulaşan virüsler arasında yer alıyor. Yalnızca Türkiye’de değil, küresel ölçekte her üç kadından birinin hayatının bir döneminde HPV ile karşılaştığı tahmin ediliyor. Peki neden bu kadar önemli? Çünkü HPV’nin belirli tipleri, zamanında teşhis edilmediğinde rahim ağzı kanserine dönüşebilen hücresel değişikliklere zemin hazırlayabiliyor. Kolposkopi ise bu değişiklikleri erken evrede yakalamak için kullanılan, yüksek doğruluk oranına sahip, konforlu bir tanı yöntemi.
Op. Dr. Sinan Güleç kliniğinde HPV takibi ve kolposkopi, yalnızca bir işlem olarak değil, bütünsel bir kadın sağlığı yaklaşımının parçası olarak ele alınıyor. Bu sayfada HPV’nin ne olduğunu, nasıl bulaştığını, kimlerin risk altında olduğunu, kolposkopinin nasıl yapıldığını ve tedavi seçeneklerini kapsamlı şekilde bulabilirsiniz.
Human Papillomavirus, 200’den fazla farklı suşu olan bir virüs ailesi. Bu suşların bir kısmı düşük riskli olarak sınıflandırılıyor ve genellikle genital siğillere yol açıyor. Bir kısmı ise yüksek riskli olarak tanımlanıyor; HPV 16 ve HPV 18 bu grubun başında geliyor. Yüksek riskli tipler, rahim ağzında (serviks), vajende, vulvada, anüste ve boğazda kanserleşmeye yol açabilecek hücresel değişikliklere neden olabiliyor.
HPV’nin sinsi tarafı şu: çoğu enfeksiyon, hiçbir belirti vermeden geçiyor. Bağışıklık sistemi virüsü 1-2 yıl içinde kendi kendine temizleyebiliyor. Ama bağışıklık sistemi bunu başaramazsa, virüs aylarca hatta yıllarca vücutta kalabiliyor ve zamanla hücre değişikliklerine zemin hazırlayabiliyor.
HPV, ağırlıklı olarak cinsel temas yoluyla bulaşıyor. Penetrasyon gerektirmiyor; deri teması yeterli. Bu yüzden cinsel açıdan aktif olan hemen herkes hayatının bir döneminde HPV ile karşılaşabiliyor. Özellikle erken yaşta cinsel aktivite başlangıcı, birden fazla partner ve uzun süreli hormonal kontraseptif kullanımı risk faktörleri arasında sayılıyor.
Önemli bir not: HPV taşıyan kişi tamamen semptomsuz olabileceğinden, virüs bilinçsiz şekilde de bulaşabiliyor. Bu, HPV’nin yayılmasında farkındalık eksikliğinin neden bu kadar büyük bir sorun olduğunu açıklıyor.
Çoğu HPV vakasında belirtiler hiç ortaya çıkmıyor. Ama bazı durumlarda şu bulgular görülebiliyor:
Bu belirtilerin hiçbirinin olmadığı durumda bile düzenli smear testi ve gerekirse kolposkopi, HPV’ye bağlı değişiklikleri yakalamak için kritik önem taşıyor.
Smear testi (Pap smear), rahim ağzından alınan hücre örneğinin mikroskop altında incelenmesiyle anormal hücre değişikliklerini tespit eden bir tarama yöntemi. HPV testi ise aynı örnekte yüksek riskli HPV tiplerine özgü genetik materyalin (DNA veya RNA) varlığını araştırıyor.
İkisi birbirini tamamlıyor. Birçok güncel rehber, 30 yaş üstü kadınlarda bu iki testin birlikte (ko-test) yapılmasını öneriyor. Böylece hem hücresel değişiklikler hem de virüsün kendisi aynı anda değerlendiriliyor.
Anormal smear sonucu, kanser tanısı demek değil. Bu sonuç, rahim ağzında izlenmesi gereken hücre değişikliklerinin varlığına işaret ediyor. Sınıflandırma genellikle şu şekilde yapılıyor:
Bu sınıflandırmalardan herhangi biri çıktığında, bir sonraki adım genellikle kolposkopi oluyor.
Kolposkopi, rahim ağzını büyütülmüş görüntüyle inceleyen, jinekolojik muayene odasında yapılan bir tanı yöntemi. Adı karmaşık gelebilir, ama işlem oldukça basit ve ağrısızca yapılıyor. Kolposkop adı verilen cihaz, dışarıdan vajina içine bakarken rahim ağzını 10-40 kat büyüterek görüntülüyor. Herhangi bir şey içeri sokulmuyor, dışarıdan optik inceleme yapılıyor.
İşlem, standart jinekolojik muayene pozisyonunda başlıyor. Hekim önce vajinayı muayene ediyor, ardından rahim ağzını görünür kılmak için bir spekülüm yerleştiriyor. Sonra rahim ağzına iki farklı solüsyon uygulanıyor: önce asetik asit (%3-5’lik), ardından gerekirse iyot içeren Lugol solüsyonu. Bu solüsyonlar, anormal hücrelerin daha belirgin görünmesini sağlıyor. Anormal bölgeler asetik asit ile beyazlaşıyor (acetowhite lezyon), bu da hekimin nereye odaklanacağını gösteriyor.
Tüm işlem genellikle 10-20 dakika arasında tamamlanıyor. Hafif yanma ya da baskı hissi olabiliyor ama ağrılı değil.
Kolposkopi sırasında anormal görünen bölgelerden küçük doku parçaları alınabiliyor. Biyopsi, kolposkopinin ayrılmaz bir parçası değil; hekimin gördüğü tabloya bağlı olarak karar veriliyor. Biyopsi alındığında hafif bir kramp ya da baskı hissi olabiliyor, bu geçici.
Biyopsi sonuçları genellikle 1-2 hafta içinde geliyor ve CIN (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) sınıflandırmasına göre değerlendiriliyor:
CIN 1 vakalarının büyük çoğunluğu, bağışıklık sistemi virüsü temizlediğinde kendiliğinden gerilıyor. Bu nedenle CIN 1’de genellikle 6-12 aylık aralıklarla smear ve kolposkopi takibi planlanıyor. Gerileme olmazsa ya da ilerleme görülürse tedaviye geçiliyor.
LEEP, ince bir tel halka aracılığıyla elektrik akımı kullanılarak anormal doku bölgesinin kesilip çıkarıldığı işlem. Genellikle lokal anestezi altında, klinikte yapılabiliyor. İşlem yaklaşık 10-15 dakika sürüyor. Hem tedavi edici hem de tanı koydurucu özelliği var; çıkarılan doku patolojiye gönderiliyor.
Sonrasında birkaç gün hafif lekelenme olabiliyor, 4-6 hafta boyunca banyo, havuz, cinsel ilişki ve tampon kullanımından kaçınılması öneriliyor.
Anormal hücrelerin sıvı azot kullanılarak dondurulup tahrip edildiği yöntem. CIN 1 ve bazı CIN 2 vakalarında kullanılabiliyor. LEEP’e göre daha az invazif ama doku örneği alınamadığı için tanısal katkısı yok.
Rahim ağzının koni biçiminde cerrahi olarak çıkarılması işlemi. Daha geniş ve derin lezyonlarda, ya da LEEP ile tam olarak temizlenemeyen durumlarda tercih ediliyor. Genel ya da bölgesel anestezi altında ameliyathanede yapılıyor.
Lazer enerji ile anormal doku bölgesinin buharlaştırılması ya da eksize edilmesi. Özellikle vajina ve vulva tutulumlarında tercih edililebilen bir yöntem.
HPV’ye bağlı genital siğiller için farklı tedavi yaklaşımları mevcut:
Siğil tedavisinde önemli bir nokta: tedavi siğili ortadan kaldırıyor, ama HPV virüsünü vücuttan tamamen silmiyor. Bu nedenle nüks olabilir ve düzenli takip şart.
HPV aşısı, yüksek riskli HPV tiplerine karşı son derece etkili bir koruma sağlıyor. Türkiye’de mevcut aşı, HPV 16, 18, 6 ve 11’e karşı ve dokuz valanlı formülasyon ek olarak 31, 33, 45, 52 ve 58 tiplerine karşı da koruma sunuyor.
Aşı en yüksek etkinliği, HPV ile hiç karşılaşılmadan önce, yani cinsel aktivite başlamadan önce yapıldığında gösteriyor. Ancak bu, daha büyük yaşlarda aşı yaptırmanın anlamsız olduğu anlamına gelmiyor. Yapılan araştırmalar, 26-45 yaş aralığında da aşının anlamlı bir koruma sağladığını gösteriyor. Kişinin daha önce bir ya da birkaç HPV tipiyle karşılaşmış olması, diğer tiplere karşı korumanın işe yaramayacağı anlamına gelmiyor.
Aşı üç doz şeklinde uygulanıyor ve etkinliği için tam dozun tamamlanması öneriliyor.
HPV ve kolposkopi, pek çok kadın için kaygı verici, bazen utanç verici hissettiren bir süreç. Oysa bu süreçte ihtiyaç duyulan şey, yargılamayan, şeffaf bilgi veren ve hastasını dinleyen bir hekim yaklaşımı.
Op. Dr. Sinan Güleç kliniğinde HPV takibi ve kolposkopi süreci şu şekilde işliyor:
Hayır. HPV’li kişilerin büyük çoğunluğunda, bağışıklık sistemi virüsü zamanla temizliyor ve hücresel değişiklik oluşmuyor. Yüksek riskli HPV tiplerine sahip olunsa bile kanser gelişmesi için uzun bir süre gerekmekte ve bu süreçte düzenli takiple müdahale mümkün.
Büyük çoğunlukla hayır. Bazı hastalarda hafif basınç ya da kramp hissi olabiliyor ama ağrılı bir işlem değil. İşlem öncesi alınan hafif bir ağrı kesici bu hissi de minimuma indiriyor.
Hayır. Hekim, kolposkopi sırasında gördüklerine göre biyopsi alıp almama kararını veriyor. Her kolposkopide biyopsi yapılmıyor.
HPV cinsel temas yoluyla bulaştığı için, mevcut partnerlerin de bilgilendirilmesi önerilir. Erkeklerde HPV çoğunlukla belirti vermez ve tespit edilmesi daha güçtür. Kondom kullanımı riski azaltır ama tam olarak ortadan kaldırmaz.
Tedavi (LEEP, kriyoterapi vb.) anormal hücreleri ortadan kaldırır ama virüsün kendisini vücuttan silmez. Bu nedenle tedavi sonrası takip ve düzenli kontroller vazgeçilmez.
HPV ve kolposkopi konusunda aklınıza takılan sorular için kliniğimize ulaşabilir, randevu alarak detaylı bilgilendirme muayenesini gerçekleştirebilirsiniz. Erken teşhis, her zaman en güvenli tedavidir.
© 2024 – Tüm Hakları Saklıdır.